Psikolog Yrd. Doç. Dr. Gül Çörüş, açlık grevine başladı

Gandhi, gerçekleştirdiği pasif direniş eylemleriyle bir ülkenin kaderini belirledi. Dünya pasif direnişi ondan öğrenirken bu günlerde Türk akademisyenlerden Yrd. Doç. Dr. Gül Çörüş’te yaşadığı haksızlıklara karşı pasif direniş eylemine başladı.

28 Mart 2015 Cumartesi 18:12
Bu haber 5478 kez okundu
Psikolog Yrd. Doç. Dr. Gül Çörüş, açlık grevine başladı
Gandhi, gerçekleştirdiği pasif direniş eylemleriyle bir ülkenin kaderini belirledi. Dünya pasif direnişi ondan öğrenirken bu günlerde Türk akademisyenlerden Yrd. Doç. Dr. Gül Çörüş’te yaşadığı haksızlıklara karşı pasif direniş eylemine başladı. Üsküdar Üniversitesi’nde yaşanan yolsuzluk ve tacizleri ortaya çıkardığı için görevinden uzaklaştırılan Gül hoca, bugünlerde sadece şekerli su içerek hayata tutunmaya çalışıyor. Gül hoca, zaman ilerledikçe sağlığı için kritik bir sürece doğru giderken sesini sosyal medyaüzerinden duyurarak hak ve adaletin yerini bulmasını istiyor. 

gül çörüş

Gül Çörüş kimdir?

1989 yılı İstanbul Üniversite mezunuyum. Aynı sene içinde Boğaziçi Üniversitesi’nde mastera başladım. Boğaziçi masterı takiben İstanbul Üniversitesi’nde doktora çalışmalarımı tamamladım. Bremen Üniversitesi’nde doktora araştırma bursu aldım. Bakü Hazar Üniversitesi’nden Misafir Öğretim Üyesi kabulü aldım. İowa Üniversitesi’nden de ihmal ve istismar konulu Doktora sonra eğitimi aldım. 1989 yılında İstanbul Üniversitesi’nden birincilikle mezun olur olmaz akademik kadroya alındım. Ve ona istinaden 13 yıl orada çalıştım.

Doktoramın bitiminde de üniversite bünyesinde kurulan Sosyal Destek Birimi’nde Cerrahpaşa’dan Profesör Dr. Reha Bayar ve Medico’dan uzman Dr. Turgut Kundakçı süpervizörlüğünde çalıştığım konu, çocukluk dönemi istismar ve ihmalidir. 4500 öğrenci mevcutlu Edebiyat Fakültesi’nde bu dosyaların müracaatı alındığında bana yönlendirilme yapılıyordu. Dolayısıyla bu benim için özel ihtisas alanım.
İstanbul Üniversitesi’nden sonra İstanbul Ticaret Üniversitesi, Arel Üniversitesi ve Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde bölüm kurucu hoca, bölüm başkanı ve dekan vekilliği gibi görevlerde bulundum. 2013 yılında Rektör Nevzat Tarhan’ın ısrarlı daveti üzerine Yeni Yüzyıl Üniversitesi’ndeki bölüm başkanlığımdan ayrılarak Üsküdar Üniversitesine geçtim.

Bu arada 2002 yılında İstanbul Üniversitesi’nden kendi isteğimle ayrılmadım. Kadrom 35 C idi. Doktora tezimin bitiminden sonra münhal kadro yardımcı doçentliği beklemeye müsait bir kadroydu. Ancak kadrom 50 d olarak gösterildi ve tez bitimiyle kadro nihai hale getirildi ve işten çıkarıldım. Onun üzerine ben de muhtelif vakıf üniversiteleri, özel sektör, havalimanında hava güvenlik üzerine çalıştım. Hava güvenlik konusunda bu kadar kapsamlı çalışan tek psikoloğum.

2012 yılında Yeni Yüzyıl Üniversitesi'nden bölüm başkanı olarak göreve geri döndüm. Tam zamanlı olarak geri dönüş yaptım 10 yıl sonra. Alandan hiç kopmadım ama yarı zamanlı projelerle takip ettim. 

gül çörüş

Peki Üsküdar Üniversitesi’nde neler yaşadınız? Biraz bundan bahseder misiniz?

Bir kaç tane şahit olduğum üzücü konu oldu. Son 1 senedir bunları düzenli raporluyorum.

6 Mayıs itibari ile başlatılan bir projeleri vardı. Kanıta dayalı mentörlük eğitimi diye Yrd. Doç. Dr. Nadire Gülçin Yıldız'ın başkanlığında Gençlik ve Spor Bakanlığı'na sunularak fonlanmış kabul olmuş bir projeydi. Oldukça yüksek hacimli bir bütçesi vardı. Bu proje hali hazırda devam eden bir projedir.

Bu projede bizim 1. sınıf öğrencilerimiz 3 günlük bir eğitim aldı ve eğitim sonunda kendilerine mentör adayı olduklarına dair bir belge verildi. Bu belgeye istinaden de dediler ki; “siz 100'e yakın kişisiniz biz sizi mülakata alacağız 40'a yakınını bir proje dahilinde kullanacağız ve kullandığımız proje konusunda sizleri bilgilendireceğiz” diyerek seçimlerini yaptılar ve 40 öğrenci seçildi. Bunların da 10 kadarı projede istikrarlı bir devam gösterdi. Mayıs ayından sonra yaz boyunca okula gelerek 6 ay kadar her pazartesi saat 14-17 arası okulun konferans salonunda diksiyon ve tiyatro eğitimi almaya başladılar. Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon Merkezi’nde kalan mağdur öğrenci kızlar, 13-18 yaş arası kızlardır. Bu vakalar adli vakalardır. Çocuk ağır ceza mahkemelerinde dosyaları vardır. Şikayet sahibi vakalardır. Son derece ihtisasla yaklaşılması gereken özel bir gruptur. Etik nedenlerle medyada her hangi bir kareleri görünmesi yasaktır. Kendileri ile röportaj yapılması yasaktır. Vakalar yaşadıkları cinsel istismar ve ihmal olayları nedeniyle büyük tehdit altındadır. O nedenle BSRM’lerin adresleri gizli tutulur. Bu şiddet konusunda çalışan STK’lar için geçerli ana ilkedir. Zira vakalar yakın akrabalarının ve istismar odaklı grupların tehdidi altındadır. Aile görüşmelerine çok dikkatli izin verilir. Diğer kurumlarla ilgili ilişkilerine çok dikkatli izin verilir. Kameralarla çocukların bahçesi ve bina içi sürekli gözlemlenir. Yanlarında yetişkin olmadan kurumdan uzaklaşmaları tamamen yasaktır. Çünkü açık tacizlere tecavüzlere ve istismarlara müsait bir durumları vardır. Gerek aileleri gerek fuhuş sektörünün müdavimleri gerek madde kullanıcıları ve satıcıları onlar için tehdittir. 

Dolayısıyla BSRM’lerde koruma altında bulunan bu çocukların ciddi ağır ceza davaları sürüyor. Bunlar vakti zamanında basının da ortaya çıkardığı hadiselerdir.

Şimdi gelelim Üsküdar Üniversitesi konunun neresinde? Kanıta dayalı mentörlük projesinde Mayıs 2014’ten itibaren 6 ay süresince BSRM çocukları ile diksiyon ve tiyatro kursu çalışılmıştır. Bu esnada henüz 1. Sınıf öğrencisi olan her bir mentöre “bunların ablası olacaksın” diyerek 2 ya da 3 mağdur çocuk tayin edilmiştir. Şimdi bu ablalık ilişkisi içinde tiyatro çalışamazsınız, tiyatro zaten duyguları son derece provoke eden rahatlıkla açığa çıkaran bir araçtır. Sanat böyle bir araçtır. Dolayısıyla bu kızların öyküleri açılmaya başladı. Bu öykülerde proje koordinatörü dedi ki“Öyküleri dinlemeyeceksiniz!” Projede koordinatörü ve mentörler tarafından öyküler bir kez daha dinlenmez olmuştur. Projedekiler zaten ihtisaslı değil bu konuda. Başlarında bir adli tabip yok bir adli psikiyatrist yok.

Çocuklara diksiyon eğitimi veren diksiyon hocasının lise mezunu ortaya çıktı. İşe alınırken“konservatuvarlıyım” demiş ve açık öğretimde “psikoloji 3. sınıfta okuyorum” diye beyan vermiş. Ve bu adam dış mekanlarda çocuklarla görüşüyor. Bunlar proje adına problem hallerdi.

Bir çocuğa küçükken sürekli iştah açıcı verirseniz obezitesi olabilir. Yine bir çocuğa küçükken cinsel istismarda bulunursanız cinselliğe dair tutumları farklılaşır. Buna dair arayışı, buna dair provoke edişi olabilir. Bu tek başına bir hastalık değildir. Bu sadece çocuğun yaşadığı aile ortamından ötürü hayatta kalabilmek adına geliştirmiş olduğu bir stratejidir. Ancak bu bulgular sağlıklı değerlendirilmeksizin toplu bir halde NPİstanbul Hastanesi’nde tedavilere götürülmeye başlanmıştır.

gül çörüş

NPİstanbul Hastanesi kimin ve yaşadığınız olaylarla nasıl bir ilgisi var?

Bu hastane, okulun kurucusu olan rektörümüzün kendisinin kurduğu bir hastanedir. Zaten ilk önce hastaneyi kuruyor ve NP Ümraniye İstanbul Hastanesi’nde kurucu başhekim olarak yıllarca çalışıyor sonra üniversiteyi kuruyor.
Çocuklar bu hastaneye götürülürken “Tanılar nedir?” diye baktım. Çünkü 18 yaş altına tanı koyamazsınız. Uluslararası tanı ve kodlama sistemleri der ki ergenliğin kendisi zaten şizofrenik bir dönem. Çocukta nöral sistem oturmamış; kendisini biricik sanıyor, ailesine karşı çıkıyor, kapıyı vuruyor gidiyor, akut intiharlarda bulunabiliyor, öfkeyle öğretmeninin üzerine yürüyor vb. O nedenle reşit olma yaşı 18’dir. Çünkü nöral sistemin oturduğu yaşı biliyoruz. Çünkü beyin anne rahminde en geç gelişen organ olduğu için 18 yaş civarı umduğumuz o soyut düşüncenin oturma evresine artık geliniyor. Ondan öncesi sizin koyduğunuz tanılar zaten uluslararası tanı ve sınıflama sistemleri ile yasak. Yani siz o çocuğa şizofren diyemezsiniz! Ancak koyabileceğiniz nörogelişimsel tanılar dediğimiz otizm, zihinsel özürlülük veya öğrenme güçlükleri gibi tanılardır. Bu konu çocuk psikiyatristlerimizin temel ihtisas alanı olduğu için ben kabaca bir bilgi verebilirim. 

Şimdi, bu yetişkin psikiyatrist alanındaki hastalıkların hiçbiri çocukta tanılanamayacağına göre“biz ne tedavisi yaptık” diye soruyorum. Çünkü çok ciddi bağışlar var. Ve BSRM çocuklarına madde bağımlısı tedavisi yaptığımız söyleniyor. Oysa ben Darülacize’den 2 yaşında alınıp kurumların içinde büyüdüm oralarda çalıştım ve kurumlara madde giremez. Kurumlarda yapılan ani aramalarda yatağınız ve çorabınıza kadar aranırsınız. Siz kalkıp şu kadar çocuğa madde tedavisi yaptım derseniz biz uzmanlar buna güleriz. Yani bir kısım çocukta madde kullanımı vardır ama bu bütün çocukları kapsamaz. Dolayısıyla da hangi tedavileri yaptılar ne tür reçeteler yazdılar diye konunun üzerine gittim. Konu Sağlık Bakanlığı da gidince apar topar tedavileri kestiler. Yani tedaviler yarıda kaldı. Bu da önemli bir tıp etiği kusurudur. 

gül çörüş

Sonra neler oldu?

Çocuklar güvenlik zafiyeti olarak diksiyon derslerinde çok garip şeyler yaşadılar. Her Pazartesi 14-17 saatleri arası üniversiteden kaçmalar hem de dakik kaçmalar meydana geldi. 'Tuvalete gidebilir miyim abla?” diyerek mentörüne bilgi veren çocuklar ön kapıdan çıkıp hazır bekleyen taksilere binip kaçtılar. Güvenlik görevlilerimiz peşinden koşuyor, trafikte çocuk kovalanıyor. Son derece riskli durumlarla anlaşmalı kaçışlar oldu. Kimdi o adamlar hala bilinmiyor. Üsküdar Çocuk Şubesinde dizi dizi dosyalarımız bulunuyor.

Çocuğun biri benim orada misafir olduğum derste “abla ben sence ne yapabilirim çok kötüyüm. Yarın annem gelecek görüşmeye kuruma. Beni annem eve istiyor şikayetimi geri almamı istiyor. Babamın böyle bir şey yapmadığını söylüyor. Yolda kızları görüyorum anneleri ile kol kola geziyorlar. Onlar gibi anne kız olabiliriz aslında öyleyiz ama anlatamıyorum. Annem bana inanmıyor. Peki abla ben şunu yapsam mesela; ben masamı çeksem gece uyurken kapıya, gece uyumasam gündüz uyusam. Çünkü amcam da geliyor. Bir kez camdan kaçtım kurtuldum. Şikayetimi çekmek istemiyorum neden annem bana inanmıyor? dedi ve tuvalete gitme izniyle gidiş o gidiş. Kaçtığı yer “yine annesi.''

Bir şey daha yaptılar. Projenin parasıyla diksiyon kursunun etkilerini ölçmek için EEG cihazı satın aldılar. Neyi alacaksanız ona göre para veriliyor çünkü. EEG cihazı pahalı bir cihazdır. Bu cihazı aldılar ve kullanırken Beykoz BSRM'ye gittiler. Bu durum kamera kayıtlarında sabit. Nörologlarımızı çok iyi bilir ki EEG Seyyar olarak kullanılamaz. Ve diksiyonun etkilerini EEG ile ölçülemez. Siz EEG ile ölçüyorum derseniz ben sizi alnınızdan öperim. Çünkü EEG sizin sara hastalığınızı değerlendirmek, uyku bozukluğunu te4spit etmek, yer tutan tümörlerin etkisi görebilmek ve ölüm anınızı bilebilmek gibi amaçlarla nörologlar veya psikiyatristler tarafından kullanılan bir ölçüm aracıdır ve diksiyon kurusunun etkilerini değerlendirmede literatürde ilk defa kullanılmıştır.  Bu cihaz da nerede diye aradık. Cihaz NPİstanbul Hastanesi’nde oraya başvuran hastalarda kullanılırken saptandı ve okula geri getirildi. Proje okulun projesi ancak okulun projesi ile hastane donatılıyor.

Projede EEG cihazını kullanan hekim arkadaş psikoloji bölümünde öğretim üyesi olan bir psikiyatrist olup hekimlik yetkisi mecburi hizmet gibi prosedürleri yerine getirmediğinden ilgili makamlarca tanımlanmamıştır. 

gül çörüş

Peki, bunlar tespit edildi mi?

Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Sevil Atasoy hepsini tespit etti. Gayri resmi bir soruşturma açtı ve mentörler, güvenlikler, güvenlik kameraları, öğretim üyeleri dahil olmak üzere her konuyu tek tek ele aldı. Ve tüm hataları raporladı. EEG cihazı satın alınması ve bunun hastaneye konulması gibi konuları gündeme getirdi. Ve cihazı okula geri getirdi. Şimdi biz o cihazla öğrencimizin EEG'sini okulda çekiyoruz. Yine Sağlık Bakanlığı’nın kaidelerini izlemeksizin. 
Sonra neler yaşandı?

Prof. Dr. Sevil Atasoy Proje Yürütücüsü Yrd. Doç. Dr. Nadire Gülçin Yıldız’a ;

1) “Nadire hanım, 1. sınıf öğrencisi hangi yetkiyle 3 günlük çok basit eğitimle abla tayin edilmiş ve çocuklarla birebir ilişkiye girmiş? Üstelik bu çocuklar nasıl ablalarını arayıp ''abla ben taksimdeyim, uyuşturucu aldım, kaçtım haberin olsun. Yani derste olmayabilirim ne olur kızma abla'' diyebiliyor?”

2) “Yine çocuklar nasıl oluyor da “Abla benim sevgilim var ben kaçtım onunla. Bir görsen 30 yaşında çok yakışıklı biri. Biz Çeşme'ye gideceğiz. Sakın merak etme abla madde almayacağım.” diyebiliyor? “Bunların hepsi adli bir bildirimdir” dedi. 

Mentör ablanın cep telefonu aranıyor bildirim alıyor. Ama ablanın arayabileceği hiç bir kimse yok. Çünkü projenin süpervizörü yok, hocası yok, adli tabibi yok bir adli psikiyatri yok! Mentörlerin eli kolu bağlı.

Proje başındaki Nadire Gülçin Yıldız, Amerika'dan eğitim psikolojisi sahasında eğitim almış bir eğitim üyesi. Bu ihtisastaki biri bunları bilemeyebilir çünkü ihmal ve istismar adli bir konu olup çok başka bir uzmanlık gerektiriyor.
Ben proje ekibinde değilim. Bazı ailelerle iletişim kurdum ve projenin derhal durdurulmasını dilekçe vererek istedim. Prof. Dr. Sevil Atasoy bunları araştırdı. Nadire Gülçin Yıldız uyarıldı fakat proje durdurulmadı. Biz yanlış cihaz aldık geri vermek istiyoruz diyemezler. Biz bu işi 700 kişilik üniversite hastanesi kadrosu olarak yapamadık da diyemediler.

Projenin daha 7 ay boyunca ödenecek parası var. Soruşturma yapılmaması halinde proje hala devam ediyor.

gül çörüş

ÜSEM Psikoloji eğitimlerinde verilen geçersiz mesleki sertifikaların akıbetinin açıklanmasını istemiştiniz. Bu konuda neler yaşandı?

Ben 15 gün kadar 19 Şubat - 2 Mart arası Üsküdar Sürekli Eğitim Merkezi'ne (ÜSEM) müdürün ayrılması nedeniyle vekil müdür olarak atandım. Süresiz atamam yapıldı. 15 gün sonra müdür görevine geri dönünce ben ayrılmak durumunda kaldım.

Sürekli Eğitim Merkezi bir takım kurslar açmış. Bunlardan bir tanesi GETİPMER.

Sağlık Bakanlığı’nın bu konudaki yönetmeliğe göre; hekimlere geleneksel ve tamamlayıcı tıp bir ihtisas alanı olarak tanımlanma süreci içindedir. Sağlık Bakanlığı, Uluslararası kaidelere uyan hocalarla ve onlardan eğitim yetkisi izni almış olan kurumlarla hekimlere bir ihtisas alanı tarifleme süreci içerisindedir. Mesela hacamat, ozonterepi, fitoterapi, hipnoterapi gibi eğitimler artık Sağlık Bakanlığı bünyesinde tamamlayıcı tıp eğitimleri olarak yer alması çalışılmakta olup bu alanlarda çalışacak olan hekimler ilgili kurslara devam yükümlülüğü taşımaktadır.(27 Ekim 2014 sayılı resmi gazete yönetmeliği)

Üsküdar Üniversitesi’nin bu kurslarla ilgili Sağlık Bakanlığı'na hiç bir müracaatı ve izni yok. Buna rağmen eğitimler veriliyor. Birçoğu hipnoterapiyi bitirmek üzere. Dünya kadar hekime katılım belgesi veriliyor. Üstelik ibare katılım sertifikası diye yanlış olarak başlıklandırılıyor. Çünkü sertifika sizi yetkilendirir, belge ise bilgilendirir. Üsküdar Üniversitesi’nin ÜSEM web sitesinde mesela ozonterapi eğitiminde sertifikalı eğitim programı ibaresi vardır. Oysa bakanlığa göre bu ibare kati suretle yazılamaz. Çünkü ilgili yönetmeliğe göre bakanlığa müracaat etmek gerekmektedir.

Prof. Dr. Sevil Atasoy üzerine basarak şunu söylüyor: Sağlık Bakanlığı onaylı sertifika verilmemektedir ibaresini yazacaksınız. Ancak yukarıda da belirttiği üzere Sevil Hanım’ın ne dediğini anlayamadık. Dolayısıyla biz kursiyer hekimleri de yanıltıyoruz. Tıp camiasını da istemeksizin (!) aldatıyoruz.

ÜSEM'in verdiği eğitimler yanlış. Dağıttığı belgeler gerçek dışı. Belgelerde 5 imza var. Yetkili hocaların imzaları tarayıcıdan alınmış, bir hocanın imzası ıslak imza, Ali Eşref Müezzinoğlu'nun imzası tarayıcıdan çıkma. Rektörün imzası ise e-imza, ama kendisinin haberi yok. 1013 evrakta böyle atılmış imzalar var.

gül çörüş

Başka bir kısım eğitimde yine ÜSEM'de usulsüzlükler var. Sağlık Bakanlığı diyor ki, “WİSC-R zeka ölçeği kullanım yetki belgesini Türk Psikologlar Derneği’nden alacaksın çünkü benim protokolüm orayla”. Milli Eğitim diyor ki “benim formatörlerim var ve o formatörlerimden 90 saat boyunca alacaksın. Ancak o zaman bende çalışabilirsin”. Biz ise 90 saat değil 32 saat vermişiz. Alandan olmayan insanlara verilmişiz. Sağlık Bakanlığı'nın uygun görmediği profile vermişiz. Parası alınan herkese bu eğitim verilmiş. Hak kazanmıştır diye altına 3 imza atılmış. Birinci imza açık öğretim fakültesi mezunu ÜSEM müdürü, 2. imza kursu veren psikolojik danışman (Sağlık Bakanlığı'ndan onaylanmamış bir psikolojik danışman) ve 3. imza yine e-imza olarak Nevzat Tarhan. ÜSEM'in eğitiminden katılım belgelerine kadar durumu sorguladım. 15 günde 100'e yakın mail göndermişim.

Sonra görevinizden mi alındınız?

2 Mart 2015 itibariyle görevden alındım. Sebep açıklanmadı. “Eski müdür geri geldi” dediler.

Göreve gelir gelmez İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile protokol imzaladı. Şimdi bu protokol ile onların da başını derde sokması kuvvetle muhtemeldir. 

Bu şahsın bir diğer hamlesi de; GETİPMER'i bir eğitim uygulama araştırma hastanesine acilen bağlamaya çalışmasıdır. Bu esnada Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdüresi enteresan bir şekilde akut istifa vermiştir.  Şimdi bana muhtemelen bu konuları konuşmamam için tazminatsız ve bildirimsiz olarak 11 Mart Günü işime son verilmekle birlikte hem kıdem hem ihbar hem de ihtiyacım olan destekler teklif edilmektedir. Hepsine ret verdim. Ve 16 Mart günü kendi iş akıbetimi takip yerine GETİPMER ve ÜSSEM eğitimleri için BİMER’e BSRM’ler için dernekler masasına ve İstanbul tabip odasına yazılı müracaatımı yaptım. Teftişler başlamış olup sonuçlar hakkında düzenli bilgilendirilmekteyim. 

İsteklerinizden biri de “Hocalık iademin sağlanması ve ihtisas derslerimin geri verilmesi”. Bu konuyu açıklık getirir misiniz?

5 Mart günü ÜSEM Müdür’ü açık öğretim fakülteli M.Ö. tarafından benim programını hazırladığım öğrenci koçluğu eğitiminde derslerimi iptal etti ve programı Cumhur Taş ile birlikte Nadire Gülçin Yıldız'a teslim etti. Yani benim BSRM'lerde şikayetçi olduğum hocaları öğrenci koçluğuna eğitimine yerleştirdi. Beni programdan sildi. 

Tepki vermemem üzerine 8 Mart günü benim ihtisas derslerimi de kapattı. Aile Danışmanlığı Uzmanlık Sertifika Programında çocuk ihmal ve istismar üzerine olan derslerimdi kapatılanlar. Hangi yetkiyle bunu yaptı?

gül çörüş

Sonra neler oldu?

Beni sınava tabi tutmalarını istedim. Ben bu işin eğitimini uluslararası düzeyde aldım Ve hatta Almanya Bremen’de muhtelif derneklerde çalıştım. Master derslerim zaten 2013 yılında kapatılmıştı. 2014 baharında da Türkçe psikoloji kapatılmıştı. 2015 baharında da İngilizce psikoloji kapatılmıştı. Şimdi de ÜSSEM derslerim kapatıldı. Giriş düzeyindeki derslerim dahi kapatıldı.

Klinik Psikoloji Masterımda ders veremiyorum ama bir yandan da bana Klinik psikoloji master öğrencilerini tez denetimine gönderiyorlar. Masterda ders veremiyorum ama tezlerini ben yaptırıyorum. Bu ne çelişki? Zira tez yaptırmak çok özel bir akademik geçmiş ister. 

8 Mart’ta derslerim kapatılınca ben de bir hiciv yazısı yazdım. Benim attığım hiciv içeren bir mailim hakaret kabul edilmiş. 

11 Mart itibariyle yazdığım bu yazı ve Facebook’tan küfür ettiğim gerekçesiyle Üsküdar 5. Noterliği vasıtasıyla bir işçinin özlük haklarına saldırı nedeniyle işime son verildi. Facebook duvarım herkese açıktır. Ben hiç kimseye hayatım boyunca umuma açık alanda küfür etmedim, herkes bunu inceleyebilir.  

gül çörüş

Konuyla ilgili nasıl bir girişimde bulundunuz?

16 Mart’ta BİMER, İstanbul Tabip Odası ve Dernekler masasına başvurum oldu. 

Haydi Tut Elimi derneğiyle ilgili ciddi iddialarınız var? Bu konuyu açar mısınız?

Başkanı’nın Nevzat Tarhan olduğu “Haydi Tut Elimi” diye bir derneğimiz var. Bu dernek Üsküdar Üniversitesi Çarşı yerleşke de ikamet ediyor. Ana çalışma konusu ihmal ve istismar mağduru çocuklar ve gençlerdir. Bağışlar bu dernek üzerinden geliyor. Bu dernek BSRM çocuklarının tedavisi için NPİstanbul Hastanesi’ne ödeme yapıyor. Hüseyin Avni Mutlu’nun eşi Gül Mutlu derneğin onursal başkanıdır. Ceyda Erem, Haliç Rotary ve Sinbo gibi pek çok kişi ve kurumlar derneğimize düzenli ve kritik bağışlar yapıyorlar. 

Yapılan bağışlarla hastanede tedavi yapılıyor, sosyal faaliyetler sürdürülüyor, evlenen BSRM kızlarına ayni yardımlar sağlanıyor. Bildiğiniz üzere dernekler vergiden muaftır. Bağış alırlar ve bu bağışları kendi inisiyatifleriyle kullanırlar. Bizde bu inisiyatif Nevzat Tarhan’ın kurumları arasında uygun gördüğü şekilde gerçekleştirilmektedir. BSRM çocukları tamamiyle SGK’lıdır Tüm devlet kurumları onlara açıktır ve önceliklidirler. Bu durumda derneğimizin izlediği tedavi usulleri kafa karıştırıcıdır.

M.Ö.’nün ÜSSEM Müdürü olarak diğer üniversitelerden farklı olarak öğretim üyeliği geçmişi yoktur. Kendisi sadece masterlı bir öğretim görevlisidir. Hiçbir üniversite, öğretim üyesi olmayan birisini SEM’in başına oturtmaz. Bu şahıs Nahcivan’da uzaktan doktora yapıyormuş. Hayatımda ilk defa duydum uzaktan doktora ne demek? 

gül çörüş

Bir de yaşadığınız taciz olayı var? Kim tarafından taciz edildiniz?

Rektörün özel kalemi olan şahıs eşiyle olan problemlerini danışmak üzere akut olarak evimde ziyarete geldi. Nevzat Bey’in benim çok iyi bir psikolog olduğumdan bahisle karısıyla olan problemlerini anlatmaya başladı. Karısıyla 9  yıldır ayrı yataklarda yattığını söyledi. 4 çocuğu varmış. En küçüğü 4 yaşındaymış. Peki o çocuk nasıl doğdu diye sorduğumda “o tüp bebek” dedi. “Sıkıntımı anlıyorsunuz değil mi?” dedi. Ben de “evet anlıyorum aile danışmanlığı gerektiren bir durum” dedim. “Hayır ben derdimi anlatamadım” dedi. “Hocam çok hoş bir insansınız, Zeka mükemmel, giyindiğiniz zaman tam bir Fransız kadınları gibisiniz.” dedi. Bu sözleri ile sözlü tacizde bulundu. Ben de kendisine kapıyı gösterdim ve acilen gitmesini istedim. Gitmeseydi apartmanda çığlık atıp ve polisi arayıp yardım isteyecektim. Sonra kendiliğinden gitti. 

Nevzat Tarhan

Bu olaylardan sonra “Pasif Direniş”e geçtiğinizi sosyal paylaşım sitesinden duyurdunuz. Pasif Direniş’ten amacınız ne? 

Bu direnişimden ötürü kalıcı sağlık hasarı yaşayabileceğimi biliyorum. Kaçıncı saatteyim bilmiyorum. 25 Mart saat 22:00'da pasif direnişe başladım. Hangi gündeyiz bilmiyorum. Bu direnişimle hiçbir şey değişmeyebilir. Ama önemli olan yolda olmaktır. Nevzat Tarhan ya da başkası şahıs olarak derdim değildir. Önemli olan usulsüzlüklerin ve mağduriyetlerin giderilmesidir. Ben vicdani borcumu yapıyorum. Aydın insan olma sorumluluğumu yerine getiriyorum. Bu bir kişisel duruş bana göre.

Bu bir pasif direniş. Sivil itaatsizlik değil evimdeyim. Sokağa çadır kurmadım. Herhangi bir siyasi mesaj vermiyorum vermemeye çalışıyorum. Yanlış giden durumları düzeltmek adına bir duruştur. Amacım rektörü yerinden etmek veya okulu yıkmak değil, asla değil! Bana şuan mutabıkız, “durumları düzelteceğiz” desinler, ben eylemi şu dakika bırakırım. Benim amacım önleyici düzeltici faaliyet. Ancak şu ana kadar bir cevap gelmediği sadece para teklifi geldiğinden eylemime devam ediyorum. 

uskudar-universitesi

İddialarınızdan biri de üniversitede kız öğrencilerin tacize uğradığı. Bu konuyu açar mısınız? Kimler taciz olayını gerçekleştiriyor?

Okulda hoş kız öğrencileri odasına çağırıp karşısında kitap okutturan hocalar var. Bunların amacı belli. Kıza herhangi bir sayfayı açtırıp 1 saat okutturacak ve o 1 saat boyunca baştan aşağıya kızı izleyecek. Ben bu duruma müdahale ettim ama saçma sapan bahanelerle “evde okumuyorlar ben de odada okutturuyorum” diye cevap verdi. Kendisi hukuk çıkışlı olduğu halde “EFT uzmanıyım” diye bir söylemi var. Kızlara “EFT nasıl yapılır biliyor musun?” diye yaklaşıyor. EFT dokunarak yapılan bir şeydir. Bir ihtisas alanıdır EFT. Bunlar çok ince tacizler. Bunların da durdurulmasını istiyorum. Ona rağmen bu kişi içerdeki kadroda korunuyor. 

gül çörüş

Pasif Direniş’i nasıl gerçekleştiriyorsunuz? 

6 temel maddeyle sosyal medyadan okuluma başvurdum. Bunların hepsinin düzeltilip düzeltilmediği takip etmeye çalışıyorum. Herhangi bir düzeltme yapılmadığı takdirde eylemime devam edeceğim. Pazartesi görüşmeye çağrıldım ancak sağlık durumumun o güne kadar çok elvereceğini zannetmiyorum o yüzden gidemeyebilirim. Sesimi duyurmak adına Haber Kıta olarak siz geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Sadece şekerli su içerek eylemimi devam ettiriyorum. Beraberinde soda ve limon suyu karıştırarak B 12 takviyesi alıyorum. Yanımda kimse kalmıyor ama doktor arkadaşlarımdan telefonda destek alıyorum. Ancak yine söylüyorum durumlarda bir değişiklik olmadığı takdirde kesinlikle kararlıyım eylemimi bırakmayacağım. Sevil Atasoy ve Nevzat Tarhan’ı herkes tanıyor. Bana bu konularda yanıldığımı ispatlarlarsa eylemimden vazgeçerim. Ama bana sadece para teklif ederek bu eylemi bıraktıramazlar. Haber Kıta olarak ilk siz ulaştınız ve sesimi duyurdunuz. Benim amacım maça taraftar toplamak değil veya sen haklısın ben haklısın tartışması yapmakta değil. Benim amacım usulsüzlükleri değiştirmek ve düzeltmek. Herkes olduğu yeri düzeltirse bu ülkede her şey güzel olur. 

KAYNAK: HABER KITA

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    Hava Durumu
    Tümü Anket
    Ne Tür Haber Okuyorsunuz ?

    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    E-Gazete
    • Minute 15 - 13 Aralık 2014 Manşeti
    • Minute 15 - 13 Aralık 2014 Manşeti
    Arşiv